© 2018 by Sinem Taş

Gabriel 1988’de Kolombiya’da doğmuş, 1989’da ise Norveçli bir aileye evlatlık olarak verilmişti. Norveç’in doğusunda küçük, güzel bir kasabada büyüyen Gabriel sarışın çocuklar arasındaki tek esmer çocuktu.


‘’Anaokul fotoğrafımızda mavi gözlü, sarışın öğrencilerin ortasında öylece duran esmer bir çocuk olduğunu görebilirsin. Çocukken bu farklılığımın farkında idim. Ama çok anlayışlı ve iyi bir ailem vardı. Beni karşılarına alıp ‘’Gabriel evet sen Norveçli değilsin. Ama bu seni daha az sevdiğimiz anlamına gelmez. Evet, biraz farklısın ama herkes kadar önemlisin. Ve birgün köklerini bulmak istersen seni desteklemek için burada olacağız.’’ derlerdi.


Bir gün salonda otururken babama dedim ki ‘Baba 2009 yılındayız. Teknolojik çağdayız. Facebook diye bir şey var. Peki ya annemin Facebook’u varsa?’ Adını, yaşadığı şehri ve doğduğu seneyi biliyordum. Ve çok çok eski, siyah beyaz bir fotoğrafı vardı elimde. Ama fotoğraftan annemin neye benzediğini tam olarak anlayamıyordum.


Facebook’a girip annemin tam adını ve soyadını yazdık. İspanyolca bir isimdi. Hem İspanya’da , Güney Amerika kıtasında da çok yaygın bir isim. Binlerce profile çıktı karşıma. İlk önce, imkanı yok bulamam, diye düşündüm. Ama yine de şansımı denemek istedim.


Bir süre sonra bir profil gördüm. Tam adı, şehir ve doğum tarihi uyuyordu. ‘’Olabilir mi?’’ diye düşündüm. O zaman İspanyolcam yoktu. Babam Kolombiya’da zaman geçirdiği için İspanyolca öğrenmişti. Basit de olsa bir mesaj yazmama yardım etti:
‘’Merhaba adım Gabriel Castaño (Bu ismi bana annem vermişti.) 1988’da Bogota’da doğdum. Annemin adı sizin adınızla bire bir aynı. Doğduğu tarih ve şehir de öyle... Şuan 21 yaşındayım, Norveç’te yaşıyorum. Biyolojik annemi arıyorum. O siz olabilir misiniz? Sevgiler’’


Çok heyecanlıydım, bir kaç gün yanıt alamadık. Sonra birden profil yok oldu. Ne olduğunu anlamadım. Ya yanlış kişiye yazmıştım ya da doğru kişiye yazmıştım ve panik yaratmıştım. Üç yıl ses çıkmadı. Üç yıl sonra bir gece facebook hesabımı kontrol ederken bir arkadaşlık teklifi geldiğini gördüm. O an nasıl olduğumu arkadaşıma sorabilirsin çünkü ben hatırlamıyorum. Tamamen şoktaydım. Annemle aynı adı taşıyordu gönderen kişi. Üç sene önce yazdığım profildi. Konuşmaya başladık. Benim İspanyolcam yoktu, annemin İngilizcesi yoktu. ‘Google Çeviri’ ile anlaşmaya çalışıyorduk ama zordu. Sonra, doğum gününde annemi ziyarete gitmeye karar verdim.


Hani TV’deki şovlarda insanlar seneler sonra kavuşur ya... Kolombiya’daki karşılaşmamız tam olarak böyleydi. Annem ve ailesi karşıda, ben ve Norveçli ailem arkamda... Bir çemberin içerisinde kucaklaştık. Annem ağlayarak anlamadığım şeyler söylüyordu.
Hikayesi şöyleydi:


Annem bana hamile kaldığını anladığında ve bunu babama söylediğinde, babam bir çok Kolombiyalı erkeğin yaptığını yapmış ve annemi terk etmişti. Annem çok genç yaşta hamile ve yalnız başına kalmıştı. Büyükannesi çok yaşlıydı ve onların görüşüne göre evlilik dışı çocuk kabul edilemezdi. Dolayısıyla annemin bu durumu ailesine söyleyecek cesareti olmamıştı.


Bogota’ya gitmiş, iş bulmaya ve orada kalmaya karar vermiş. 1988’de hastanede erken doğum yapmıştı. Doğduğumda bir takım sağlık sorunlarım olmuş, ölmek üzereymişim hatta...  Tedavi için beni almışlar ve annemin beni son görüşü o an olmuş. Annem beni bulamamış, sonradan evine dönmüş ama kimseye bundan bahsetmemiş.


Annemin ailesinin bundan hiçbir zaman haberi olmamıştı. Ve benim onu bir gün bulacağımı da hiç düşünmemişti. Üç sene önce benden mesaj aldığında inanamamış, ne yapacağını bilememişti. Annemin beni ailesine açıklamaya karar vermesi benimle görüşmesi üç senesini almıştı. Ailesine açıkladığında bunu iyi karşılamışlardı ve annem benimle iletişime geçmişti.’’


Zaman içerisinde Gabriel İspanyolca öğrenmiş. Arada Kolombiya’ya giderek annesi ve kardeşi ile zaman geçiriyor. Şimdi iki ailesi var. Biri Norveçte öteki Kolombiya’da...